Friday, January 29, 2010

Ankara'da Kar; Asude besteleri; "Bu çocuk doğduğundan beri uykusuzuz"

Perşembe akşamı Ankara'ya bu yıl yağan ilk karı değerlendirdik, site bahçesine inip kartopu oynadık. Kızım da çok eğlendi.
Kar 2 gün içinde eridi, Ankara yine sonbahar havasına büründü. soğuyla meşhur Ankara'ya bir türlü kışın gelmeme sebebi, duyduklarıma göre güneyden gelen sahra rüzgarlarının etkisi altında kalmasıymış.


Kartopu oynayacağız diye aşağı inmek için çok istekliydi, çok heyecanlıydı, bizim de iki ayağımızı bir pabuca soktu(bulabildiğim en küçük -parmaklı- eldiven fotodakiydi, o da çok büyük geldi):

Fotodaki bereyi Hacer Halamız -birgün öncesinden-işledi:









Atış pozisyonu almış:


*****
Eline mikrofonunu (genelde bu bal çubuğu oluyor) alıp
--"Anne sana peynir şarkısı sölim mi?"
--"Söyle kızım"
--"Peyniir peyniiir" diye dansederek dolanıyor ortalıkta. Bu "masa", "kivi", "ahtapot" gibi herhangi bir konuda olabiliyor. Kendince beste yapıyor işte:))

******
Halam "bu çocuk doğduğundan beri sizi uyutmuyor" diyor, haklı valla. Mesela geçen gün son zamanlarda alışkanlık edindiği üzere bizimle uyumak istedi, sonra yaklaşık 1,5 saat boyunca sorular sordu, birşeyler anlattı, ayaklarını suratımızda dolaştırıp kolumu mıncıklayıp durdu, 10 dakikada bir su istedi. Benden ses çıkmadığı zamanlar"Anneee" sesiyle uyarıldım.
Bu eziyetten babanın payı, üzerinden yorgan atılmış olarak yatağının kenarında mümkün olduğunca az yer kaplayarak uyumak oldu.
Başka bir gün de ben çok yorgun olduğum için onunla ilgilenen babasını haşat etti, dondurma, meyve vs istemiş, uyutmamış adamcağızı, saat 2 ye doğru ancak uyuyabildiler.
Gece dalınca yatağına yatırıyoruz, 1-2 saat sonra yine geliyor:)
--"Anne hadi sarılalım uyuyalım" diyor. Bu teklife hangi anne yok diyebilir? Ama bu her gün hergün olunca kendi yatağında hiç yatmayacak endişesi taşımaya başladım.

Wednesday, January 20, 2010

"Onlar benim Çucuklarım"; Okul öncesi çocukların eğitimde cezanın yeri yokmuş!; Kuzucuk orta kulak iltihabı olmuş:(



Komik kuzuyu konuşturduk: Leğendeki oyuncaklar onun "çucuklarıymış", kendi adı da "Şukufe"ymiş (teyzesinin komiklik olsun diye kendisine söylediği isim) :))




Benim cephemden bakılırsa bu kadar çok toruna sahip olmak herkese kısmet değil tabii:)



video

******
Geçen Cuma kızımın teyzesi ve halam evde diye güvenip ilk kez bir seminere gittim. Konuşmacı: Psikolog adem Güneş. Konusu: Okul öncesi çocukların eğitimde cezanın yeri. Özetle: bilinenin aksine cezanın yeri yokmuş:PP
Kararlı olmak, sabırla disiplini sağlamaya çalışmak, hatta bağırmamak, bazen benim yaptığımın aksine odasına bile göndermemek lazımmış. Bu durumda afacanlarla nasıl başedilecek derseniz, orası zor tabii, ama kaliteli insan yetiştirmek için her duruma ve her çocuğa özel çözümler bulmak gerekiyor.
Çözümü: "Duyguda özgürlük, davranışta disiplin" diye özetledi konuşmacı.
Çoğu kez annenin bile farkına varmadan yaptığı duygusal şiddet(baskı, duygu sömürüsü gibi), daha açık olan psikolojik şiddet ve fiziksel şiddet, çocukta kişilik bozukluğuna sebep oluyormuş. Çocuk ilk 4 yaşta aldıklarını hayat boyu üzerinde taşırmış...
*****
Seminer dönüşü kötü bir sürprizle karşılaştım, kızım kulak ağrısından kıvranıp durmuş, bana ulaşamayınca babasını aramışlar. Yavrucuk:
--"Kulaam ağrıyooor" diye kıvranıp ağlayınca akşam Calpol verip sabah doktora götürdük, ortakulak iltihabı çıktı:( Mecburen antibiyotik kullanıyoruz.

Miniş ve babişi:



*****

Thursday, January 14, 2010

Simite Şeker Banmak;Uyuyan Güzel;"Burası penguvenli market"; "İşe Gitmeni İstiyorum "; Yumurtalı Süt;"kurbaanın ayanı otobüs DEPELER"; Hırçın;Tezleri

İlginç bir zevki var: Simite şeker banarak yedi:))

video

*****

Maaşallah deyin uyuyan prensesime....



*****

Yeni alınan oyuncaklarını hevesle taşırken:


*****
Alışveriş merkezinde buz pateni yapanları seyrediyor. Gittiğimiz alışveriş merkezlerinin adlarını logolarından tanıyor genellikle
--"Anne burası asiti alışveriş merkezi di mi?"
diyor mesela. Ya da
--"Burası penguvenli market, makromarketi di mi?"
diyor.

******
Bavula, pakete, çekmeceye, sepete girmeye bayılıyor her zamanki gibi, burda da yolculuk hazırlığı için indirdiğim bavula benden önce davranıp girmişti:



*****
Bu arkadaşım Nigar'ın kızı Ayşe, ona da Maaşallah deyin, çok tatlı, çok güzel bir kız. Asude'yle de çok güzel oynuyor, hatta kendisini abla, onu da korunması gereken küçük bir çocuk gibi gördüğü için bizim kızın mızıkçılıklarına da katlanıyor.




*****
Yanında kanapeye uzanmış babasından bi tane de tv de görünce şaşırmış kuzu:


*****
Alışveriş merkezi fatihi (naapalım Ankara'da onu kış vakti eğlendirecek başka yer yok):



*****
--"Kızım çekmeceyi neden açıyorsun?"
--"Makarnalarla oynucam"
--"Hayır olmaz kızım, onlar oyuncak değil"
--"Ama istiyorummm"
--"Olmaz dedim, ben onlarla oynamanı istemiyorum"
--"Ben de işe gitmeni istiyorum geri"
--"??"
*****
1 çay bardağı süte 1 bıldırcın yumurtası kırıp çaktırmadan karıştırıp veriyoruz. Başka türlü yumurta yemiyor çünkü, gerçi bazen bunu da istemiyor ama sanırım tadından dolayı değil, bıldırcın yumurtası küçük olduğu için sütün tadını çok değiştirmiyor.
Birçok annenin bu tür numaralar yaptığını, hatta bazılarının bu karışımları çok abartıp alakasız şeylerle ezilmiş karaciğer vs karıştırdığını duymuştum. Çocuğun damak tadınının gelişmesi için bebeklik döneminde bile herşeyi bulamaç yapmaktansa ayrı ayrı yedirmeyi öneriyor doktorlar. Ben de bizim kızın dişleri çıkmadan önce tadını kötü bulmadığım için bilindik yumurta sarısı,peynir karışımlı bulamaçlardan yapmıştım ama yedirme konusunda pek de başarılı olamamıştım zaten.

*****
Halamdan bazı yöresel ağızları kapıyor, korktuğum başıma geldi:S Mesela:
--"hadi yatak uyuyak"
--"nedek?"
Gerçi bunları daha çok halamla konuşurken kullanıyor, bizimle konuşurken pek kullanmıyor, ayrıca uyardığımda da düzeltiyor, ama yine de beni durmur ediyor zaman zaman. En son ve en çok dumur edeni oyuncak kurbağısıyla otobüs bekleme oyunu oynarken:
--"Anne bu kurbaanın ayanı otobüs DEPELER"
demesi oldu:))

*****
Keçi gibi inatçı özellikle son zamanlarda. Bir yere giderken gitmeyelim diye ağlıyor, gittikten sonra da dönmeyelim diye.Yılbaşı dolayısıyla 3 gün tatil var diye İstanbul'a gittik, eşimin işleri vardı, ben de arkadaşlarımı gördüm.Giderken yolda
--"Ankara'ya gidelim, ben evimizde su içecem" diye tutturdu!! Epey bir ağladı bunun için.
Allah tan gittiğimiz yerde arkadaşların çocuklarıyla iyi anlaştı, "yaban"lık yapmadı.
Dönüşte de maalesef hastalandı , yoğun olarak 1 hafta kadar sürdü hastalığı, ateş, kusma, öksürük, ishal hepsi bir aradaydı. Şimdi düzeldi sayılır çok şükür. Zaten düşük seviyede olan iştah da sıfırlara inmişti, tüm günü ince bir dilim elma ve yarım kurabiyeyle geçiriyordu örneğin. Yaş dönemi huysuzluklarını üzerine hastalık da eklenince yok yere yarım saat ağlıyordu.
--"Kızım uyuyalım mı?"
--"eeeeeeüüüüü!!"
--"Tamam oynayalım o zaman"
--"Oynamayalım eeeüüüü!"
--"Ne yapalım o zaman?"
--"Bişey yapmayalım eeeeüüü!"--"????"

*****
Biz küçükhanım'a--"Yemeğini yersen büyürsün" telkinleri yaparken o da halama bir karşı tez geliştirmiş:
--"Hala sen yemeğini az ye, küçül, seninle daha iyi oynarız" diyormuş:))
Bir de
--"Senin saçların benimki gibi olsa daha iyi oynarız" tezi var ki ona bir anlam veremedim işte, komik çocuk:))

*****

Oyuncak sepetine girmiş, "ne yapıyorsun orda?" diyen halama
--"Şov yapıyorum" demiş:)) Televizyondan öğrenmiştir herhalde?
*****
2 gün önce kızkardeşim geldi, bizim kız halama dönüp
--"Teyzem geldi, artık sen gidebilirsin" demiş:)))

******

Wednesday, December 30, 2009

"Güven verme" metodu; "Yaban" dönemi ; "Ben yemiyorum, o yüzden büyümüyorum";"Asude diyeti" ; Çamaşır serme macerası; Dünya onun deney alanı

Bugün hava çok güzel, Ankara'ya bu yıl kış gelemedi.
Sabah işe gelirken kızım
--"Anne gitme" dedi. Ben de psikologlar tarafından tavsiye edilen "güven verme" metodunu uyguladım: 2 tane küçük şeker gösterdim, birini verdim, birini akşam işten dönünce vereceğimi söyledim, ikna oldu. Bu yöntemle çocuklar annelerinin geri döneceği düşüncesini daha fazla benimserlermiş. Tabii bu illa şekerle olmak zorunda değil, herhangi bir sürpriz, belki yarım bırakılmış bir oyun vs de olabilir.

******
Dün Asude'nin süt kardeşi ve adaşı Asude ve ailesi geldi İstanbul'dan , beklediğimin aksine bizim kızla iyi anlaştılar. Çünkü şu sıralar bizim kızın "yaban" dönemi olduğu için genelde kimseye gitmek istemiyor(bazen de gidince dönmek istemiyor:)), kimseyi eve almak istemiyor. Hatta geçenlerde ziyarete gelen komşu ve torununu içeri almamış, ağlamış, bağırmış, kadıncağız kapıdan geri dönmek zorunda kalmış. Önceleri bu durum beni tedirgin ediyordu,çünkü küçük hanımı bu zamana kadar mümkün olduğunca akraba-eş-dost ortamında sıklıkla bulundurmaya çalıştığım için tam tersi olmalıydı diye düşünüyordum. Ama sanırım bu 2,5 yaş dönemi özelliğiymiş.
Şimdilerde evden çıkmak istemiyor, parka bile gitmek istemiyor, hele de yabancı çocuklar varsa hemen tedirginlik yaşıyor, bir an önce geçsin bu dönem.

*****

Yemek konusunu kendisi de problem etmeye başladı, sabah kalkar kalkmaz ilk sözü:
--"Ben yemiyorum, o yüzden büyümüyorum"olabiliyor. Ya da aynı cümleyi eve gelen misafire söyleyebiliyor.Biz de karar aldık bu konuda hiç konuşmuyoruz. Yemek yemek istemediği zaman ısrar etmiyoruz.Geçenlerde sabah halamdan çayın içine konmuş mısır gevreği istemiş, öğle de bir parça balıkla hoşaf yemiş(öğğğ!:PP)Ne yapalım pek zevkli bir menü olmasa da kendi seçimini yapıyor, o da memnun, biz de.Bu şekilde devamederse ne ala. Zaten benim derdim çok yemesi falan değil, az da olsa gerekli gıdalardan alsa benim için yeterli. Mesela sabah 1 bardak süt içse, bıldırcın yumurtası da olsa yumurta yese, öğle ve akşam toplamda 1 kase çorba içse ve 1-2 meyve yese yeterli benim açımdan.

*****

Kalorisi düşük şeyleri seviyor:
Yer elması
Ayva
Havuç
Turp
Bunlar arasında:)) Yakında moda diyetlere "Asude diyeti" de eklenebilir, işe yarıyor gerçekten ama yanlış kişi yapıyor o başka!

*****

Çamaşır sererken bana yardım ediyordu kendince, bir kaç parçayı elime tek tek verip yardım ettikten sonra sıkılıp bu sefer serdiklerimi toplamaya başlıyordu:)) Şimdi aynı işkenceleri halama yapıyor:)

*****
Çamaşır serme hikayesinde olduğu gibi genelde herşeyden çabuk sıkılıyor. Örneğin yemeğini kendi yesin istiyorum, bunu kendisi de istiyor, ama 1-2 kaşıktan sonra devam eder diye güvenip arkanızı döndüyseniz neticede yemekler oraya buraya saçılmış ya da minik eller yemek tabağında yemek mıncıklıyor olabiliyor. Ee zaten dünya onun deney alanı, sıkıldı mı ters-yüz etme hakkı var:)

Friday, December 11, 2009

"Rüyamızda balık görelim, yılan görelim"; "Pasta da olabiliiiir eşek deee"; Güneş kremi macerası; Asude Kurban Bayramında

Asude'ye "her yer asfalt":


*****
Camlara- yerlere tükürüp bir güzel onları sıvama huyu çıktı bu aralar!
*****

--"Hadi kızım uyuyalım artık, geç oldu, güzel rüyalar görelim"

Tabii önce ciddi bir direniş yaşıyoruz, ama -genelde saat 12 yi geçtikten sonra- küçük hanımın pili bitince ikna oluyor:
--Hadi anne uyuyalım, güzel rüyalar görelim, rüyamızda balık görelim, yılan görelim:))

Balığı anladık da yılan kalsın di mi:))


*****

Akşamları babası genellikle eve geç geldiği için ona 1 saat kadar tafra yapıyor , babası çeşitli oyunlar vs ile gönlünü aldıktan sonra kuzucuk açılmaya başlıyor

Bir de şimdi babası yaklaşık 1 haftadır yurtdışında, bizim kız bu sebepten her zamankinden daha hırçın. Yumuşatmak için babasının aldığı hediyelerden bahsediyorum:

--"Kızım baban sana sürpriz hediyeler almış, ne almış olabilir?"

Yüzünde memnuniyet ifadesiyle:

--"Ne olabiliiir? Pasta da olabiliiiir eşek deee" !!! :))

*****


Haftasonu üzerinde kaymak için indirdiği koltuk minderleri işime yaradı(koltuk minderlerini eğimli koyup kaydırak yapıyor:)) : bir güneşlenme oyunu icad ettim,
--"Kızım sen bunun üzerinde güneşlen, ben de ayak tırnaklarını keseyim, çok uzamış" dedim.Tabii küçük hanımı oyalamak için 10 sn de bir oyunu değiştirmem
gerekti,
--"Hadi kızım güneş kremi sür yüzüne"
--"Şimdi de kollarına sür"
--"Aaa bak bacaklarına sürmemişsin"
Biraz daha oyalamak için
--"Şimdi babaya da ver o da yanmasın güneşte"
--"Şimdi de halaya"
şeklinde başkalarını da oyuna dahil ederek tırnak kesme işini sağ salim bitirdim.
Sonrasında babası küçük hanımı kucağına almak isteyince
--"Baba alma benii, ben kremliyiim"
şeklinde tepki gösterdi:))))


*******

Bunlar da kurban bayramında çektiğimiz köy fotoğrafları:


--"Yukarda ne var öyle?"


--"Aaa babiş portakal ağacına çıkmış"

Üçü bir arada: Kuzucuk, babası ve muhteşem portakal ağacı:


*****
Kızımız bu bayramı daha iyi idrak etti sanırım.
"Kızım bayrama gideceğiz, büyüklerin ellerini öpeceksin, bazıları para verecek, bazıları şeker verecek bazıları da sadece öpecek(;))" şeklince bayram ritüellerini anlattık. Bizim kız uzun süre bayramı "gidilecek bir yer adı" zannetti, "hadi dedenin elini öp" deyince " hayır bayrama gitmedik daha " şeklinde tepki gösterdi:))
Aşağıdaki fotoğraftaki kırmızı elbiseyi "bayramlık" namıyla aldık, o zamana kadar da giymemesini öğütledik, bayramın tatlı heyecanı-hatırası daha bir kalsın çocuk dimağında diye. Alışverişi yaparken çok olay çıkardı denemek istemedi, sonraki hafta gidişimizde bedenine göre 1 tane kalmıştı(2,5 yaşında ama 2 yaş kıyafetleri oluyor ancak), fotoğrafta güzelliği çok belli olmasa da onu küçük bir hanımefendi gibi gösteren ince pileli minik kareli bir elbise bu.
Bayramda giydikten sonra da çok sevdi, hatta köyde ahıra giderken bile giymek istedi, herhalde ineklerin bayramını kutlayacaktı afacan:)



*****
Arka fonda kuzenler : İlk dikkat çeken Burak'ın Şeyda'ya yaptığı el hareketi olsa da aslında 1.liği hakeden "bacağında pantolon barındırmayan pehlivan" Fuat :)) Ondan sonra da kızıl saçlarıyla Talha.

*****
Arkada traktör, önde anne-kız, tam köy ortamı, hava da çok güzeldi.


*****
Aşağıdaki fotoğrafta kızımız vargücüyle ağaçtan mandalina koprmaya çalışıyor, bir gözü sinekler tarafından şişirilmiş. Zaten köyün sinekleri o kadar azgın ki yaz-kış, gece-gündüz dinlemiyorlar, cibinlik kullansak da bir şekilde yakalıyorlar bizi, özellikle de Asude'yi. Sanırım onları bu kadar semirten köydeki dere ve çeltik tarlaları.



Ha gayret!

*****

Bu fotoğrafta olduğundan büyük görünüyor sanki:

Burda da öyle. Bu arada saç şeklini pek beğenmedim ben de, halam gözüne gelmesin diye kakül kesmeye kalkışmış, bizim kız da rahat durmayınca eğri büğrü olmuuş. Kuaföre götürüp düzelttirdim ama ancak bu kadar oldu. Aslında kuaför yanlardan bu kadar almak zorunda kalmasaydı daha iyi dururdu.



Babasına çok naz yapıyor çook:
Bana nazı daha çok kapris ayarında:

Friday, November 13, 2009

İş-Çocuk sorunsalı; Akıllı bıdık; Yeşil böcük; Aklıma gelen 7 özelliği; Sevdiği-sevmediği yiyecekler; Videolar; Tesbihat yaparken

Şimdilik işe gidip gelmeme itiraz etmiyor, ama akşam tüm enerjisini üzerimde yoğunlaştırarak acısını çıkarıyor sanki. Ayrıca ben yine de "acaba şu an belli edemiyor olabilir mi?, sonradan ortaya bazı problemler çıkabilir mi?" gibi endişelere kapılmaktan kendimi alamıyorum.
Bizim kız bana yaptığı afacanlıkları evde ona bakan halama yapmıyordu ilk zamanlar, ama şimdi yüz-göz oldukça onu da epeyce yormaya başladı:)

****

Haftasonu "seni pazara götüreceğim" dedim, sonra acele gidip gelmem gerektiği için tek başıma gideyim diye düşündüm. Bunu bizim kıza izah etmeye çalışınca:
--"Beni de götürecektin" diye itiraz etti, sonra da
--"Anneler çocuklarını bırakıp giderler mi?" diye bir cümle kurdu!
Bu cümle sitemden çok masumane bir soru cümlesi tarzındaydı sanırım, henüz sitem edecek kadar büyümedi:)
Sonuçta hem küçük hanıma gönül alıcı açıklamalar yapılmaya çalışıldı, hem de pazara götürüldü:)

****

İşyerinin servisi yok, bu yüzden bana araba aldık, küçük yeşil bir şey, kızım ona "yeşil böcük"diyor, hatta haftasonu parka indiği zamanlar onu ziyaret ediyor:)
İçtiği süt haftada 2-3 bardağı geçmese de lafta çok süt içip büyüyüp kendisi kullanacakmış arabayı:)

*****

Geçen gün alışveriş merkezinde dolaşırken çok güzel çocuk elbiseleri gördüm, kızıma bayramlık alayım diye düşündüm, ama giydirmek ne mümkün? Kıyameti kopardı, salya sümük ağladı, giymemek için direndi, sonuçta giydirmekten vazgeçtik!

*****

Çocuk blogları dünyasında çocuğun en önemli 7 özelliği konusunda sobelemeler yapılıyor,ben de kendi kendimi sobeleyeyim bari:) Asude'nin ilk anda aklıma gelen 7 özelliği:

1.Maaşallah konuşma gelişimi yaşına göre hep önce gidiyor, birşeyi izah ederek anlatınca da genellikle anlayış gösteriyor. Sütten kesme hikayemiz de ikna yoluyla olmuştu.
Keşke tuvalet eğitimi konusunda da küçük hanımı ikna edebilsek, belki de zamanı gelmemiştir.

2.Yemek konusunda iştahsız olduğu kadar da muhalif, çok aç da olsa birisi "al canım bak aç ağzını, bu çok güzel" tarzı yaklaşırsa ve en sevdiği yiyeceği verse de yemiyor. Buna inatçılık + muhaliflik demek lazım herhalde.

3.Uyurken yatağında dairesel, sağa-sola, yukarı-aşağı şeklinde mümkün olan her türlü pozisyon değişikliğini ÇOK sıkça yaparak rekor kırar.

4.Müzik kulağı çok iyi, duyduğu müziği ilgiyle dinliyor, sözlerini öğrenmeye çalışıyor.
--"Anne yandım yandım şarkısı vardı ya, ondan sonra ne söylüyor teyze?" türü sorularına çokça muhatap oluyorum.

5.Gözü kara ve bununla birlikte dengesini pek sağlayamadığı , kendisini korumasını çok iyi bilmediği için sık sık düşüyor, oraya buraya çarpıyor. Bu biraz da hafifliğinden olsa gerek, büyük biri yanından geçerken bile düşebiliyor. Bu da beni üzüyor tabii...

6.Beni oturuyor görmek onu çok rahatsız eder, "su" istemek en iyi numarasıdır, her fırsatta bu vesileyle beni kaldırır, işin ilginç tarafı her seferinde az da olsa mutlaka su içer. Ee belki çocuk gerçekten sık sık susuyordur diye düşünülebilir bu durumda, ama halamdan bütün gün hiç su istemiyormuş:) Beni geceleri bile bazen 7-8 keresu içmek için kaldırır.

7. Karanlıktan hala korkmuyor, ama değişik seslerden korkabiliyor. Geçenlerde arkadaşım Leyla'nın oğlu Yusuf ziya onu karanlık odaya kapatmış korksun diye, bizim kız bir süre odada kaldıktan sonra:
--"Hadi Yusuf Ziya bi daha korkutmaca oynayalım" diye sesleniyordu ona:)

****

Sevdiği yiyecekler(bazen bunların da yüzüne bile bakmıyor, ama diğer yiyeceklere göre daha çok seviyor):

*.Yiyecekten sayılmaz ama favorisi şeker ve sakız. Çikolata ve diğer abur cuburları çok fazla aramaz ama şeker ve sakız için 1 saat ağlar.
*.Salata(içinden kırmızı lahanalarını ve mısırlarını öncelikle seçer). Bizim kız diyet listelerindeki şeyleri seviyor genelde:)
*.Tavuklu bulgur pilavı (Babam, rahmetli babaannem ve de ben de severim, içine bir de sarımsak ezilir bizde;))
*.Haşlanmış mısır, konservesi de makbul
*.Balık. Aman nazar değmesin
*.Kavrulmuş et
*.İçli köfte
*.Mantı

Bunun yanında maalesef :
*süt-yoğurt-yumurta-sebze yemekleri gibi şeylerle pek arası yok.
*Kahvaltılık malzemelerin hiçbirisinden fazla hazzetmediği için en problemli öğünü kahvaltı. Labneye çubuk kraker batırmak, yarışarak süt içirmek gibi yöntemlere başvursak da genellikle başarılı olamıyoruz. Bazen sütlü mısır gevreği isteyebiliyor, biz de hiçbirşey yememesindense iyidir diyerek yediriyoruz.

Yemekler konusunda ilgili olsun diye yemek adlarını, yemeğe konulan malzemeleri, hatta yapılışlarını bile öğrettim.O da bu bilgisini gerçek yemekler için değil, kendi oyuncak kaplarıyla yaptığı hayali yemekleri için kullanıyor:)
Mutfakta ben yemek yapıyorsam küçük hanım genellikle kucağımdadır,
--"Hadi anne göster, ne koydun içine?" diye sorar, birlikte karıştırırız yemekleri.

*****
Geçenlerde mutfağa bir girdim, bizim kız yere suyu dökmüş, yalayarak içmeye çalışıyor, bütün sigortalarım attı, ama bu gibi durumlarda insan ne yapacağına karar veremiyor gerçekten, öfkemi mümkün olduğunca bastırmaya çalışıp yaptığının hatalı olduğunu anlatmaya çalışmaktan başka çarem yoktu.

*****

Çekmecelere girmek hala önemli zevklerinden, bir de boyutları buna müsait olunca aşağıdaki manzaraları sık sık yaşıyoruz:



*****
5 ay kadar öncesine ait bir fotoğraf, Abant'tan:


*****
Eskiden bu tür oyuncaklardan korkardı, şimdi severek biniyor, hatta indiremiyoruz, genelde bir kaç tur üzerinde kalıyor:


video

*****
Şekersever şeker:




*****
Saklambaç en favori oyunlarından biri:



*****
Alışveriş sepetinde uyurken:


*****
Benimle birlikte namaza duruyor bazen kendince:

*****
Bilgisayarlar şimdilik çok tuşlu, çok ses çıkaran bir oyuncak onun için:


video
*****
Ayakkabı mağazalarına girip eline tek tek ayakkabıları alıp
--"Bu ne kadar?, Bu ne kadar?" diye fiyat soruyor, ben de 5-6 sorudan sonra satıcının tahammül sınırlarını daha fazla zorlamadan kaçırıyorum onu:)
Geçenlerde de bir ayakkabıcıda aldı fırçayı eline, bir güzel fırçaladı ayakkabıları:



*****
Muğla istikametine giderken yol üzerinde yemek yenen mekanlardan birinde ratladık aşağıdaki ağaç amcaya, eline de gerçek bir çay bardağı tutuşturmuşlar:

*****
Çukurambardaki evde (6 ay kadar önce) önünde minik pembe sofrası, "ekşimek otu" ve tavuk yerken:
video
*****
Tesbihat (Allah'ın isimleri) yaparken (Tabii çoğunu uyduruyor, ama ritim doğru):
video

Sunday, November 1, 2009

Çalışan anne; Asude'ce yorumlar; Ağıtçı böcük; Herşeyi klozete atmaya başladı

Yarın işe başlıyorum! Asude'yi bugüne kadar en fazla birkaç saat bırakıp gittim o da sayılıdır. Bu sebeple kendimi kötü hissediyorum.
Çalışma saatlerim 8:30-17:30 (Doğrusu İstanbul'daki çalışma saatlerimden çok daha insancıl görünüyor). İnşallah çalışma ortamım da iyi olur.
Kızıma Fadime Halam bakacak, çok şükür onu yabancıya emanet etmek zorunda kalmadım, inşallah onunla iyi vakit geçirir.
**
Uzmanlar çalışan anneye 2-2,5 yaşlarındaki çocuğuna akşam işten eve döneceğini, onu bırakmadığını hissettirecek şeyler yapmasını tavsiye ediyorlarmış. Ben de ona çok sevdiği şekerlerden aldım, sabah giderken 1 tane verip, 2. sini de akşam iş dönüşü vereceğimi söylemeyi düşünüyorum.
Eğer çocuk 1 yaşındaysa annesinin uzun süreli yokluğunda ciddi korkuya kapılırmış, bu durumda da onun yatağına annesinin kokusunu hissettirecek şeyler (mesela geceliği) konulabilirmiş.
**
Doğrusu ülkemizde -şartlarından dolayı - çalışmak da zor, onca yıl okuyup-çalışıp sonra ev hanımı olmak da zor. Birçok Avrupa ülkesinde olan part time çalışma kültürü bizde de olsa sanırım sorun büyük oranda çözülecek, ama şimdilik bu pek yaygın değil.
Çocuğunun doğumuna kadar hayatı ya okumak ya da çalışmakla geçmiş olan bendeniz için de evde olmak kolay değildi doğrusu, kızımla vakit geçirmek harikaydı ama bitmeyen rutin ev işleri gibi şeyler de bunaltıyordu çoğu kez.
Kızım 1 yaşına bastıktan sonra günde 3-4 saat part time çalışabilseydim belki daha az bunalırdım ama yine de ülkemiz şartlarında kızımı şu zamana kadar kendim büyütme bahtiyarlığına erişebildiğim için şükrediyorum, bu hep istediğim şeydi.
Benim mesleğimde (bilgisayar mühendisliği) özgeçmişinizde 3 sene kadar bir boşluk varsa iş hayatına geri dönmeniz çok zor, çalışma kararı almamdaki en büyük sebep bu aslında.
Bakalım Mevlam hayr etsin...

*****

--"Anne bu ne?"
--"Spatula kızım, tavadakileri çevirmek için"
--"Anne unuttun sen onu, o salata karıştırmak için"
--???

*****

Değişik ağızlar, yöresel adlandırmalar hoşuna gidiyor, tabii bazılarını da anlamıyor.

--"Hacer Hala bana "hele bi öpiim seni" dedi" (Söylerken gülüyor)
**
--"Hacer Hala'ya, bu ne?,dedim, "kurdele makarna" dedi" (Ben fiyonk makarna diye öğretmiştim bu yüzden ilgisini çekmiş, gülerek anlatıyor)

**
Fadime Halam daha koyu bir yöresel konuşmaya sahip, bu yüzden birbirlerini sık sık yanlış anlıyorlar:)
--"Fadik Hala annem nerde?" (Ona böyle hitap ediyor)
--"Mutfakta"
Ben o sırada yatak odasında ütü yapıyorum, yanıma gelip
--"Anne, Fadik Hala seni parkta sanıyor" diyor gülerek:))

*****
Onu kamera ya da fotoğraf makinasıyla hangi pozda çekmemi istediğini anlatıyor beden diliyle, mesela:
--"Anne ayağını böyle yapan Asude'yi çek"
diyor göstererek.

*****

İlk kez duyduğu bir kelime söylediğimde bazen şöyle tepki veriyor gülerek:
--"Anne nerden öğrendin sen onu? Babamdan mı?"
--:S

*****

Güzel havalarda kuzucuğu parka götürmeyi ihmal etmemeye çalıştım, özellikle hareket etsin direnç kazansın diye. Çünkü kolları bacakları incecik, kendisini hala çok koruyamıyor, yanından geçenin ufak bir dokunuşundan düşebiliyor, kaydıraktan tek başına kayamıyor, kafasını vuruyor vs.
Kaydıraktan kayarken elini tutuyorum, o zamanda bazen statik elektrik yüzünden çarpılıyoruz. Artık bizim kız da çözümü öğrendi, elini uzatmadan önce hatırlatıyor:
--"Anne ayakkabını çıkar, toprağa bas"
:))

*****

Birbirine benzeyen şeyler için "arkadaşı" tabirini kullanıyor.
--"Kızım kalpli çikolatadan ister misin?"
--"Yedim ben, arkadaşını almıştım, yedim"

*****

Derdini rahatlıkla anlatabilen bir çocuk olmasına rağmen birçok şeyi ağlayarak isteme huyu belirdi, mesela bazen bir sakız için 1 saat ağlıyor, ben de yuttuğu için çok sık sakız vermek istemiyorum.Uzun süre ağlaması da canımı sıkıyor ama ağlayarak istediğin yaptırma huyu yerleşmesin diye dişimi sıkıyorum, dikkatini başka şeylere çekmeye çalışıyorum. O da çoğu kez benden koparamadığını gidip babasından, dedesinden vs koparmaya çalışıyor
--"Babaa annem vermiyor, son kere sen veeer"
gibi isteklerde bulunuyor.

*****

Son günlerde klozete sürekli birşeyler atıyor. Birkaç gün önce yeni aldığım boya kalemlerini, kalemliğini ve bir tomar tuvalet kağıdını klozete doldurmuştu. Kızdım ama işe yaramadı ertesi gün (buzdolabını açmasın diye kapağına taktığım) büyük bir tahta kaşığı alıp klozeti karıştırmış. Ben o sırada evde yoktum, işyerine vermem gereken belgeler toplamak için Asude'yi babaanne ve dedesine bırakıp çıkmıştım, babaannesi iş üstünde yakalamış bizim yumurcağı.
İşin kötüsü banyonun kapısı dışardan kilitlenmiyor, sürekli bizim kızı kollamak gerekiyor.